Kaygılarla Yaşamak
Hayatın hangi aşamasında olursak olalım, kaygı zaman zaman hepimizin yanında belirir. Ama gençlik yılları, kaygının adeta hayatımızın bir parçası olduğu bir dönemdir. Bu yılları şekillendiren soruların, belirsizliklerin ve kararların ortasında bocalarken kaygı hissetmemek neredeyse imkansız. Peki, bu kaygılarla başa çıkmak mümkün mü? Bu yazıda, bir genç olarak kendi deneyimlerimi ve bu yolda bulduğum çözüm yollarını paylaşacağım.
bu yaşlarda olmak, sıkça bir arayış dönemi gibi hissettiriyor. “Kimim ben? Hayatta ne yapmak istiyoru Ya başarısız olursam?” gibi sorular neredeyse her gün zihnimizde dolanıyor. Bir yandan okul başarısı, geleceğin belirsizliği, aile beklentileri ve sosyal hayatta kabul görme isteği gibi faktörler bizi zorluyor. Tüm bunlar, kaygı hissinin ortaya çıkması için yeterli nedenler.
Kendi hayatımda bu kaygının çoğu zaman sessiz bir yol arkadaşı gibi hissettirdiğini fark ettim. Bazen sınavlardan önce, bazen bir basketbol maçından hemen önce ya da gelecekle ilgili düşünürken çıkıp geliyor. Ama burada şunu anlamak benim için kritik bir dönüm noktalarından biri oldu: Kaygı, aslında vücudumuzun bir alarm sistemidir. Bizi tehlikeye karşı uyarır. Sorun, kaygının kontrolsüz hale gelmesi ve hayatımıza engel olmasıdır.
Kaygılarla yaşamak zorunda olmak elbette kolay değil. Ama zamanla fark ettim ki bu hissi kontrol altına almanın yolları var. Bunları kendi deneyimlerimle şoyle. özetleyebilirim:
İlk olarak, kaygıyı inkar etmek yerine kabul etmeyi öğrendim. “Eved şu an kaygılı hissediyorum ve bu normal” demek bile büyük bir fark yaratıyor. Bu, kaygıyı bir sorun ya da düşman olarak görmek yerine, üzerinde çalışılabilir bir his olarak kabul etmeyi sağlıyor. Bir panik anı geldiğinde, derin nefes alıp vermek inanılmaz bir şekilde sakinleştiriyor. Bir maçtan önce ya da önemli bir görüşmeden önce uyguladığım en etkili yöntemlerden biri. Kaygılı hissettiğimde, zihnimde dönen düşünceleri bir kağıda dökmek rahatlatıcı oluyor. Bazen bu yazıları kimseye göstermiyorum; sadece benimle kalıyor. Ama hislerimi somut bir yere aktarmak, hafiflememi sağlıyor.
Kaygılandığım bir konuda takılıp kaldığımda, dikkatimı başka bir şeye vermek de çok işe yarıyor. Basketbol oynayarak, bir kitap okuyarak ya da müzik dinleyerek zihnimi dağıtabiliyorum. Kaygılarımı tek başıma taşımak zorunda olmadığımı fark etmek çok önemliydi. Arkadaşlarımla, ailemle ya da bir rehber öğretmenle konuşmak, çoğu zaman farklı bir bakış açısı kazanmama yardımcı oluyor
Kaygının kötü bir his olduğunu düşünürken zamanla onun bir düşman değil, öğretmen olduğunu fark ettim. Kaygı bana bazen daha iyi hazırlanmamı, bazen ise durup nefes almamı hatırlatıyor. Hâlâ tüm cevapları bulmuş değilim ama kaygılarımla barışık olmanın, onlarla savaşmaktan çok daha kolay olduğunu öğrendim bugünlük yazıcaklarım bu kadardı.
Comments
Post a Comment