Bugün herşey sıradan başlamıştı. Sabah kahvemi içip dışarı çıktım, biraz yürüyüş yapmak için parka doğru yöneldim. Hava serindi ama rahatsız edici değildi. Kulaklığımda en sevdiğim müzik, elimde evden kalan yarım kahvem, sanki bugün içimde bir pozitiflik vardı, Parktaki banklardan birine oturdum, etrafı izlemeye başladım.
Bir süre gözlerim parkta yürüyen insanlarda kaldı. Her biri kendi dünyasında, bir yere yetişmeye çalışıyor gibiydi. Çocuklar bisiklet sürüyor, yaşlı çiftler ellerinden tutmuş, yavaşça yürüyordu. Herkes bir şekilde huzurlu görünüyordu. Birkaç derin nefes alıp gözlerimi kapattım, ama bir şey beni rahatsız etmeye başladı. Parkın bir köşesindeki büyük çam ağacının altındaki banka oturmuş bir adamı fark ettim.
Adam tek başına oturuyor, elinde eski bir kitap vardı. Başka hiçbir şey yapmıyordu; sadece sakin bir şekilde sayfaları çeviriyordu. Ama o kadar derin bir şekilde okuyor ki, sanki etrafındaki dünya onun için var olmuyordu. Gözlerimi ondan ayıramadım. Bir süre öylece izledim, sonra bir şey fark ettim: O adam, sabah evden çıkarken kafamda oluşturduğum düşüncelerim gibi görünüyordu. Herkes bir amaca doğru koşuyor, ama o adam sadece duruyor, zamanın akışını takip ediyordu.
Bir şey yapmak, bir yerlere gitmek zorunda değildim. O an anladım; sadece durmak, etrafı izlemek ve var olmak da bir amacın parçasıydı. Adamın yanına doğru ilerlemeye başladım. Belki de onu tanımalıyım, ya da sadece bir şeyler konuşmalıyım.
Yaklaşınca, adam başını kaldırıp bana baktı. Gözleri yorgundu ama sıcak bir gülümseme sundu. Merhaba dedi sesindeki tsilikle
Merhaba," dedim, gülümseyerek. Kitap çok ilginç mi?
Adam hafifçe gülümsedi. "Evet, ama bugün her şey çok daha ilginç. Bazen, sadece durup etrafı izlemek gerek."
O an, etrafımdaki dünya daha da netleşti. Belki de bazen hiçbir şey yapmadan sadece var olmak, en büyük keşifti. Herkes bir koşuşturmanın içinde kayboluyordu, ama o adamın duruşu, bana hayatın basit ama değerli yönlerini hatırlatmıştı.
Bir süre sessiz kaldık, sadece parkın huzurunu dinleyerek. Sonra adam kitaplarını kapatıp kalktı. "Bazen, en derin anlamlar dışarıda değil, içinde gizlidir," dedi ve yavaşça parkın diğer köşesine doğru yürüdü.
Gerçektende bazen hayatın anlamı, acele etmeden, durup etrafı izlemek ve o anı içselleştirmekti. O günden sonra, her sabah parkta bir süre durur, etrafı izler ve o basit huzuru içimde hissederim.
Comments
Post a Comment